Sayısız defile ve etkinliğin içinde aklımda kalanlar şunlardı:
Dolce & Gabbana' da selfie çılgınlığı...
Dolce&Gabbana, hem modellerin hem de misafirlerin harika selfiler çekebilmeleri için son derece İtalyan bir dekor hazırlamıştı. Taze meyve-sebzelerle dolu bir manav, bir seramik dükkanı ve ''Italia is Love'' isimli bir kafe... Modellerin podyumda yürürken arada sırada telefonlarını çıkarıp çektikleri selfieler podyumun üzerindeki iki büyük ekrana yansıtıldı.
Sicilya'nın muhtarları Stefano ve Domenico yine alışıldık bi şeyler hazırlamışlar. (Markanın bu hali aslında hoşuma gidiyor, bir bakışta ''Hah, işte bu D&G'' diyebiliyorsunuz.) Adamların birbirlerine duydukları aşk bitse de İtalya'ya olan aşkları tam gaz. D&G bu sefer bir gezi rehberi gibiydi. Kartpostal görünümündeki elbiselerin her biri bizi Portofino'ya, Roma'ya, Capri'ye götürdü.
Romantik bohem Gucci...
İşte Milano moda haftasının en beğendiğim koleksiyonu: Gucci... Ah Gucci ah!.. Bu kadar lüks, bu kadar bohem, bu kadar feminen, bu kadar romantik olunmaz ki! Uçuşan şifon elbiseler, parlak etekler, kocaman desenler... Biraz İtalyan, biraz Parizyen...Detaylar, detaylar bebeğim... Gucci'nin olayı sürreal ve bohem detaylar... İri çiçekler, kanatlanmış kuşlar, uğur böcekleri, yılanlar, gözler, dudaklar... Gözlükler, küpeler, broşlar, boyun aksesuarları olayı bitirmiş..
Dikkat, Moschino'da çalışma var!
Donatella'nın safarisi...
Donatella Versace üst düzey süper modallerden oluşturduğu ordusunu Afrika'ya safariye gönderiyor. Siyah ve haki renklerini kullandığı günlük tarzdaki tasarımlarını ne kadar beğendiysem, renkli leopar desenli elbiselerinden o kadar nefret ettim. Bu koleksiyonda Atelier Versace'de harikalar yarattığı elbiselerden eser yoktu. ''Ya bu spring 2016'yı şu hayvan desenleriyle geçiştiriverelim, önümüzdeki haute couture a kasarız artık.'' diye düşünmüş heralde. Ah bak şu ortadaki siyah elbise tam Donatella'nın tarzı ama. Güç, iddia, kalite ve ölümüne dekolte!
Ne biçim amfAR!
Moda haftası kapsamında meşhur amfAR galalardan biri Milano'da yapıldı. AIDS'le mücadele adına 1.6 milyon dolardan fazla bağış toplanmış ama gecede popüler kadın kıtlığı vardı. Bu yaz Cannes ve Paris'te yapılan amfAR gecelerini mumla aratması sebebiyle ''Ne biçim amfAR!'' dedirtti. İşte kırmızı halıda iz bırakanlar:
Milano moda haftasının en merak uyandıran adamı Peter Dundas'tı. Çünkü senelerdir çalıştığı Pucci'den ayrılıp Roberto Cavalli'ye geçtikten sonraki ilk koleksiyonunu sundu. İyi iş çıkaran Peter'ın elbiseleri hemen giyilmeye başlandı. Giyenlerden biri Ciara'ydı. Üstelik geceye Peter'la beraber katıldı.
Peter Dundas'ın yakın arkadaşı, top modellerin şahı Natasha Poly de kankitosunun Cavalli koleksiyonundan bi parça giymiş. Defilede aynı renkte bir ceket vardı. 1 numaralı Rus hatunum Natasham bence gecenin ennn güzeliydi.
Gelelim soğuk Rusya'dan sıcak Brezilya'ya. Kameralar önünde modellerin tasarımcılarla oynaşmasını itici bulsam da favori VS meleğim Alessandra Ambrosia o kadar sempatik ki bi şey diyemiyorum. Kız sıcak kanlıysa napsın yani. Elbisesi tabi ki Dsquared2.
Heidi ile Naomi bana 90'ları hatırlattıklarından hep bi modası geçmişlik seziyorum onlarda. Artık Victoria's Secret showlarına çıkamadıklarından hasetlerinden çatlayıp kıçlarını açacak yer arıyorlar. Yine de Heidi Klum Versace elbiseyi, Naomi Campbell Maison Margiela elbiseyi podyumdaki sıskalardan iyi taşımışlar.
Eva Cavalli ne kadar tarz görünüyor. Resmen dişi Karl! Brezilya ateşi Isabeli Fontana aşırı sade kalmış ama en azından bu sefer dekolteye boğulmamış. Ruhsuz Dakota Johnson'ın yine risk alıcam diye ödü kopmuş. Ama bu sefer gerçekten hoşuma gitti. Retro görünümlü Christian Dior elbisesi, kolyesi, sandaletleri acaip zarif. Saçı-başı ise yine embesil gibi. Chiara Ferragni ise Louis Vuitton reklam panosuna dönmüş.
Sokak trendi: Moschino iphone kabı...

Jeremy Scott'ın iki sene önce çıkardığı McDonalds patatesi şeklindeki telefon kapları olay yaratmış, peynir ekmek gibi satmıştı. Bu sefer ilham kaynağı ''Fresh Couture.'' Adam ne yapsam diye kara kara düşünürken birden gözü camları silen temizlikçinin elindeki cam-sile mi takıldı bilmem ama yine acaip bi şey yaptığı kesin. Milano sokakalarında bloggerların, moda tutkunlarının elinde bu kapaklardan vardı. ''Aman ne var canım bunda, bunu ben de yaparım'' dedirtiyor tasarımları. Ama işte bunlar bi tek onun aklına geliyor.